Merhaba; bu yazımız ve gelecek olan devam yazısı, keyifli bir değişiklik içeriyor; sevgili eşim Mahir Özden’le birlikte size dijital dünyanın sonsuzluğunda önemli bir pencere açmaya çalışacağız.
Bizim çocuğumuz 3 yaşında bilgisayarla tanışmıştı. Kısa oyun zamanlarında CD değiştirmek için kolu yetişmiyor, çalışma koltuğundan inip, bilgisayar kasasına uzanıyordu😊 Bilgisayarın gündüz interneti yoktu, biz eve gelip telefona bağlı modemi çalıştırınca internet açılıyordu. O internette de çocuğumuzun kullanacağı bir uygulama mevcut değildi.
Bugün, Türkiye’de her 10 çocuktan 9’u aktif birer internet kullanıcısı. TÜİK’in 2025-2026 verileri, 15-17 yaş grubunda bu oranın %94’lere dayandığını gösteriyor. Özetle, dijital dünya artık bir "seçenek" değil, bir "yaşam alanı".
Ebeveynlik ise tarih boyunca hep bir "yol gösterme" hikayesi olmuş.
Eskiden çocukların dışarıdaki tehlikelerden korunması için otoriteyle "kapıyı kilitlemek" yeterliyken; 2026 yılında o kapı çocukların cebindeki ekranlarla dünyanın her köşesinden her bilgiye, her fikre ve her tabii ki türlü riske ardına kadar açık. Biz de ebeveynler olarak o kapıdan süzülenleri yönetmesi için onlara yol göstereceğiz.
Peki, ebeveynler olarak biz bu yeni “sınırsız” ülkenin dilini ne kadar biliyoruz? Ve bu dünyada çocuklarımıza nasıl yardımcı olabiliriz? Gelin birlikte inceleyelim…