Bir bebek giysisini elinize aldığınızda ilk yaptığınız şey nedir?
Çoğumuz önce yumuşaklığına bakarız, sonra avucumuzun içinde hafifçe ovuştururuz. İşte o an, farkında olmadan bir tekstil mühendisi gibi davranmaya başlarsınız. O kumaşın bebeğinizi yeterince sıcak tutup tutamayacağı, terletip terletmeyeceği, yıkadıkça formunu koruyup korumayacağı; hepsi o kumaşın nasıl yapıldığı ile ilgilidir.
Yıllardır sertifikalı organik bebek tekstili üretiyorum ve şunu çok net gördüm: Anneler aslında çok doğru sorular soruyor, ama kumaşların adlarını bilmedikleri için kendilerini yetersiz hissediyorlar. Oysa bebek iç giyiminde (ten katmanında) karşımıza çıkan kumaşların hemen tamamı aynı aileden gelir: örme kumaş.
Bu yazıda kumaşları sizinle tanıştırmak, hangi giyside hangi kumaşın neden tercih edildiğini anlatmak istiyorum. Amacım sizi teknik detaylara boğmak değil, kıymetli bebeğiniz için mağazada ya da internette bir giysi seçerken "Tamam, bunun neden tercih edildiğini artık anlıyorum" diyebilmeniz 🙂

Kumaşlar üretiliş biçimine göre temelde ikiye ayrılır.
Dokuma kumaşlar, boyuna ve enine ipliklerin dik açıyla birbirinin altından ve üstünden geçirilmesi ve sıkıştırılması ile oluşur; gömleklik, pantolonluk, denim gibi daha sabit ve az esneyen kumaşlar bu gruptadır.
Örme kumaşlar ise ipliğin ilmekler halinde, tıpkı el örgüsü gibi birbiri içinden geçirilmesiyle meydana gelir. Bu ilmekli yapı kumaşa esneklik, yumuşaklık ve hareket serbestliği kazandırır.
Bebeğin teniyle doğrudan temas eden iç katmanda ya da günlük ev içi giyimde (body, zıbın, tulum, tişört gibi) büyük çoğunlukla örme kumaşlar tercih edilir. Örme kumaş bebeğin sürekli hareket eden, kıvrılan ve hızlı büyüyen bedenini esnekliği ile çok daha rahat sarar. Bir tür ikinci ten gibi onu korur. (Bu nedenle bu katmana ten katmanı da diyoruz)
Bir bebeğin kolunu giysiye sokarken kumaşın esnemesi gerekir; dokuma kumaşlarda bunu kolayca yapamayız, ama örme kumaş kolayca uyum sağlar. İşte süprem, interlok ve ribana dediğimiz üç temel kumaşın hepsi bu örme ailesinin bireyleridir; aralarındaki fark, ipliklerin hangi yöntemle ve ne sıklıkta örüldüğüyle ilgilidir.
Bebeklerde çok kullanılan ve merak edilen müslin ise örme ailesinden değil, dokuma tarafından gelir. Bu kumaşı da yazının ilerleyen bölümünde ayrıca ele alacağım, çünkü "bebek için en iyi kumaş hangisi" diye düşünürken müslinin nerede durduğunu, bebek açısından faydalarını bilmek işinizi epey kolaylaştıracaktır.
Süprem (tekstil dilinde "single jersey" olarak da geçer) örme kumaşların en yaygın kullanılanı ve genelde en ince üyesidir. Tek plakalı örme makinelerinde üretilir ve bu yüzden ön yüzü ile arka yüzü birbirinden farklı görünür: bir yüzü düzgün dikey çizgiler halindeyken, diğer yüzü daha ilmekli yatay sıralar halinde ve hafif puslu durur. Bebeğinizin yazlık tişörtlerinin, ince zıbınlarının veya tulumlarının ön ve arka yüzüne ayrı ayrı baktığınızda bu farkı kolayca görürsünüz.
Süpremi öne çıkaran en önemli özellik hafifliğidir. Aynı kalınlıkta ipliklerle üretildiğinde diğer örme kumaşlara göre daha az iplik harcanır, dolayısıyla daha ince ve daha hava geçirgen bir yapı ortaya çıkar. Tekstil alanındaki akademik çalışmalar da süprem kumaşlarda gramaj (yani bir metrekarenin ağırlığı) arttıkça nem yönetimi ve emicilik davranışının değiştiğini gösteriyor; ince ve hafif süprem, teri hızlıca yüzeye taşıyıp uçurma konusunda başarılıdır. Bu yüzden yaz aylarında bebeğinizin terini dışa aktaran, serin tutan giysiler çoğunlukla süpremden üretilir.
Ama yine yaz kullanımı için süprem'in zayıf bir noktası vardır: inceliği nedeniyle UV koruması açısından zayıf kalabilir. (İnce bir süprem t-shirt ya gölgede kullanılmalı ya da koyu renk seçilmeli ve çocuk sık aralıkla kontrol edilmelidir. İlgili Mayo ve Şapka yazılarımıza bakabilirsiniz.)
Süpremin iki tane de teknik kusuru vardır. Bunları bilmek seçiminizi yaparken çok işinize yarayacaktır. Birincisi, kumaş esnetildiğinde formunu yitirebilir, salık kalır (geri toplamaz); bu yüzden sürekli çekiştirilen yaka, manşet gibi yerlerde pek tercih edilmez. (Lycra konusuna aşağıda değineceğiz) İkincisi ise, bu kumaşlar doğru üretilmediğinde veya üretici firma tarafından kesim öncesinde kontrol edilmemişse, dönme (çarpılma) ve fazlaca çekme riski barındırır. Yani, ilk yıkamadan sonra elinizde pek beğenmeyeceğiniz bir ürünle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Özetle süprem, sıcak havaların, ince iç giyimin ve hafif yazlıkların uygun maliyetli kumaşıdır diyebiliriz
İnterlok, süprem kumaşın daha sık, daha kalınca ve ön/arka iki yüzü de aynı şekilde görünen büyük kardeşi gibidir. Çift plakalı örme makinelerinde üretilir; yani aslında iki süprem katmanının sırt sırta, birbirine kenetlenmiş halidir (bu yüzden "double jersey" yani çift jarse olarak anılır).
Bir interlok kumaşı eline alıp her iki yüzüne baktığınızda ikisinin de aynı, pürüzsüz ve düzgün olduğunu görürsünüz. İşte bu çift katlı yapı, interloğa bir dizi değerli özellik kazandırır.
Her şeyden önce interlok daha stabildir.
Yani yıkandığında daha az çeker, çarpılma riski daha azdır, formunu daha uzun süre korur, kenarları süprem gibi kıvrılmaz.
Ama bebek giysileri açısından en önemli özelliği makul miktarda esnetildikten sonra salık şekilde kalmayıp, eski haline dönmesidir. (kumaşın geri toplaması) Bu konunun önemine de aşağıda değineceğiz.
İki katlı olması onu doğal olarak süpreme göre biraz daha kalın ve daha sıcak tutan bir kumaş yapar; bu yüzden body’lerde, mevsim geçişi giysilerinde ve ev giyimi tulumlarında sıkça interlok görürsünüz. Bebeğinizin vücut ısısını dengede tutması gereken durumlarda (yeni doğanlarda) interloğun bu sıcak tutma özelliği gerçekten işe yarar. (Bebeğinizi uyku sırasında doğru katmanlarla giydirmek ve kumaş kalınlığının ısı dengesindeki rolü konusunda daha derine inmek isterseniz, TOG değeri ve uyku tulumu yazımız tam size göre.)
İnterloğun çift yüzlü olmasının hoş bir yan faydası daha var: Giysinin tersi de yüzü kadar düzgün olduğu için, dikiş ve etiket gibi detaylar bebeğin tenine daha az sürtünür. Yenidoğan döneminde, cildin en hassas olduğu o ilk haftalarda bu pürüzsüzlük küçük ama değerli bir konfor farkı yaratır.

Ribana, yukarıdaki iki kumaştan biraz farklı bir iş için geliştirilmiştir. Onu özel yapan, enine yüksek esnekliği ve esnedikten sonra eski haline kolayca dönebilmesidir. Yüzeyine biraz esnetip dikkatle bakarsanız, dikey kabarık çizgiler (ilmek çubukları) halinde, biri önde, yanındaki arkada, üçüncü tekrar önde… bir akordeon yapısı görürsünüz. (Not: "kaşkorse" denilen kumaş da aslında büyük raporlu bir ribana türüdür.)
Bu esneyip geri toparlanma yeteneği ribana kumaşı hemen tüm giysilerin, doğal olarak bebek giysilerinin de belirli noktaları için vazgeçilmez kılar. Bir body’nin veya sweatshirt’ün yaka çevresine, kol ağızlarına, çocuk/bebek pantolonlarının bel kısmına dikkat edin; bu bölgeler hemen hemen tamamıyla ribanadan yapılır. Çünkü giysilerin bu bölgelerinde vücudun ilgili kısmının (baş, el, popo gibi) rahat geçebilmesi için esnemesi, sonra da geri toplayıp vücudu sarması (giysiyi yerinde tutması) gerekir.
Ayrıca bu esneme/toplama özelliği nedeniyle vücudu tam sarması istenen atlet, tayt, bere gibi ürünlerde tamamen ribana kumaş kullanımı da sıkça görülür. Araştırmalar da ribana yapısının örgü desenine göre hava ve nem geçirgenliğinin değiştiğini, daha gevşek örülen ribananın daha çok hava geçirdiğini ortaya koymuştur; yani bu kumaş sadece esnek değil, örülme sıklığına göre nefes alabilirliği de ayarlanabilen akıllı bir yapıdır.
Bahsettik, Süprem genel olarak en çok kullanılan örme kumaş. Çünkü en hızlı üretilen o.
Ama zayıf noktası neydi? Esnetilince geri toplamıyordu. Yani, giydirdiğimiz bir tulum vücut ısısıyla bile kendini salıp (gevşeyip) çocuğun üzerinden dökülebilir; tabii ki bunu kimse istemez.
Bu sorunu gören DuPont firması (ABD), 1962'de kendi uzunluğunun 6-7 katına esneyip sonra geri toplanabilen suni bir lif olan Lycra'yı (Türkçe söylenişiyle Likra) piyasaya sürdü. Sonra başka üreticiler de benzeri ürünler yaptılar ve genel isim olarak bu malzemeye “elastan” adı verildi. Maalesef dilimizdeki Kağıt Mendil/Selpak terimi gibi, bugün piyasada elastan içeren kumaşlara çoğunlukla Türkçe olarak “likralı” ibaresi konulduğu görülebiliyor.
Ama biz doğrusunu yapalım, bundan sonra Elastan diyelim.
Peki elastan kumaşa nasıl yardımcı oluyor? Süprem kumaş örülürken belirli aralıklarla pamuk ipliklerin yanında Elastan lifi ekleniyor Sonra kumaşın bitim işlemleri sırasında bu elastan ısı ile sabitleniyor (fikse ediliyor) ve standart süprem kumaş, bir ribana gibi esnedikten sonra geriye topluyor. Ayrıca ribana kumaşa da örülürken elastan eklenebiliyor, böylece yaka ve manşetler çok daha uzun ömürlü oluyor.
Bu şekilde, elastan katkısı ile süprem kumaşların bir numaralı kullanım sorunu giderilmiş oluyor. Ve siz de etiketlerde %95 pamuk %5 Elastan yazılarını görüyorsunuz.
Ancak, burada bebek ve yenidoğan ten giysileri açısından bir sorun var. Elastan/Lycra sonuçta bir petrol türevi. Yani bebeğimize temas etmesini pek istemeyiz. Bu yüzden biz Ozmoz’da yeni doğan ürünleri için hemen hemen tamamıyla %100 organik pamuk interlok kumaş kullanıyoruz. Bu prensibi olabildiğince küçük çocuk (toddler) ürünlerine ve çocuk ürünlerine de taşıyoruz. Çünkü bebeklerimizin sağlığına önem veriyoruz.

Buraya kadar hep örme kumaşlardan söz ettik, ama anne kulaklarının en çok aşina olduğu kelime aslında bambaşka bir yerde duruyor: müslin. Müslin kumaş son yıllarda o kadar popüler oldu ki, çoğu anne onu süprem ya da interlok gibi bir "kumaş türü" sanıyor. Oysa müslin örgü kumaş değil, bir dokumadır; yani ipliklerin ilmekle değil, birbirinin altından üstünden geçirilerek dokunması ile yapılır.
Onu özel kılan, bu dokumanın bilinçli olarak seyrek ve gevşek tutulması ve aynı anda çok katlı dokunan bu seyrek kumaşların özel bir yöntem ile birbirine bağlanmasıdır. Yani, Müslin kendiliğinden çok katlı bir kumaştır. O küçük gözenekli, bazen hafif kırışık, bazen satranç tahtası gibi kare kare görünen yapı müslinin imzasıdır.
Müslinle uzun yıllardır çalışıyoruz ve bu kumaşın neden anneler için vazgeçilmez olduğunu modeller geliştirerek, üreterek, onları yıllarca kullanarak gördük. İzninizle biraz bu deneyimi de paylaşayım, çünkü hem önemli, hem de giderek daha çok karşınıza çıkacak.
Müslinin gevşek ama çift kat (bazen dört) dokuma yapısı ona iki büyük üstünlük kazandırır: olağanüstü nefes alabilirlik ve hafiflik. Havayı kolayca geçirdiği için sıcakta serin tutar, bebeği rahatlatır; ıslandığında ise çok hızlı kurur. Ama benim en sevdiğim özelliği zamanla ilgilidir: müslin her yıkamada biraz daha yumuşar. Yeni bir müslin hafif çıtkırıldım gelebilir, ama birkaç yıkama sonra adeta bebeğin yanağına sürtmek isteyeceğiniz bir yumuşaklığa kavuşur. Doğal pamuğun yüksek emiciliği de ek artısıdır; bu yüzden müslin sadece serin tutmakla kalmaz, teri ve nemi de hızla alır. Hassas, alerjiye yatkın ciltler için bu nazik ve nefes alan yapı gerçekten değerlidir.
Müslin kumaş bebek, çocuk ve diğer aile bireyleri için mükemmel bir rahat zaman veya ev giysisi malzemesidir.
Müslini bu kadar kullanışlı kılan, tek bir kumaşın gün içinde farklı işlere yaramasıdır. Yıllar içinde annelerin müslini ne kadar yaratıcı kullandığını görmek beni hep mutlu etti. En sık karşımıza çıkan kullanımları şöyle sıralayabilirim: bebeği sarıp güven hissi veren kundak; emzirirken hem mahremiyet hem serinlik sağlayan emzirme örtüsü; pusetin üstüne serilip güneşi ve rüzgârı süzen örtü; ve mevsim geçişlerinde bebeği hafifçe örten battaniye. Tek bir müslin, çantanızda fazla yer kaplamadan bütün bu rollere girebilir. Bizim müslin ürünlerimizi de tam bu çok yönlülüğü düşünerek, yerine göre organik ya da normal pamuktan imal ediyoruz.
Kat sayısı rehberi: Tek kat mı, çift kat mı, dört kat mı?
Müslin alırken anneleri en çok düşündüren konu "kaç kat" sorusudur. Aslında mantığı çok basit: kat sayısı arttıkça kumaş daha dolgun, daha emici ve daha sıcak tutan bir yapıya kavuşur. Çift kat (double gauze) müslin orta yolu tutar; hem nefes alır hem biraz daha tok durur, bu yüzden örtü ve ince battaniyelerde sık tercih edilir. Dört kat müslin ise en dolgun ve en sıcak tutan seçenektir; kundak ve battaniye gibi bebeği sarıp ısısını dengede tutması gereken ürünlerde devreye girer. Bir dış giysi olarak pantolon ya da ceket de yapılabilir, sağlıklı olması yanında yumuşaklığı ile çocukların en iyi dostu olur. Yani doğru kat sayısı, ürünü hangi mevsimde ve ne için kullanacağınıza bağlıdır.
Müslinin güzel yanı bakımının da kolay olmasıdır. Genel olarak 30 derecede, narin programda ve kaba (aksesuarlı veya sert kumaşlı) giysilerden ayrı olarak makinede yıkayabilirsiniz; zaten yıkandıkça yumuşadığı için bu sizi hiç yormaz. İlk yıkamada doğal pamuk yapısı gereği makul bir çekme yapması son derece normaldir, bu kumaşın kusuru değil doğası gereğidir. Yumuşatıcı kullanmadan da müslinin kendiliğinden yumuşadığını göreceksiniz; aslında yumuşatıcıdan kaçınmak, kumaşın emiciliğini koruması açısından daha iyidir. Çabuk kuruduğu için de günlük kullanımda sizi bekletmez. Bu sade bakım rutiniyle iyi bir müslin yıllarca, hatta kardeşten kardeşe geçecek kadar uzun ömürlü olur.
Bütün bunları toparlarsak: müslin, örme kumaş üçlüsünün bir rakibi değil, farklı bir iş için var olan akrabasıdır. "Bebeğim için en iyi kumaş müslin mi, pamuk mu?" diye düşünürken aslında biraz elmayla armut kıyaslanış oluruz; çünkü müslin de zaten pamuktan (veya organik pamuktan) üretilir. Doğru soru "hangi kumaş" değil, "hangi kullanım için hangi yapı ve hangi hammadde" sorusudur.

Aslında çoğu zaman seçim yapmanıza bile gerek kalmaz, çünkü iyi tasarlanmış bir bebek giysisi bu üç kumaşı birlikte ve yerli yerinde kullanır. Tipik bir yazlık t-shirt gövdesi ince ve nefes alan süpremden, yaka ve kol ağzı ise toparlayan ribanadan üretilir.
Body seçiminde ise öncelik interlok kumaş olmalıdır. Çünkü küçük bebekleri kendimiz gibi düşünmemek gerekir; onların ısı dengeleme sistemi farklıdır ve size sıcak geldiğinde bile onlar üşüyebilir. Çoğu durumda interlok kumaşın esnekliği yeterlidir; bu üründe ribanaya ihtiyaç duyulmaz. Piyasada süprem body seçenekleri de vardır; ancak bu ürünlerde genellikle elastan bulunur. Biz ise Ozmoz’da bebeklerin tenine temas eden ürünlerde sağlık ve konforu birlikte düşünüyor, bu nedenle sentetik/suni içerik ve elastandan uzak duruyoruz.
Özetle şöyle basit bir pusula düşünebilirsiniz: Yaz ve ince iç giyim için süprem, genel kullanım ve sıcak tutma için interlok, esnemesi ve toparlaması gereken yaka, kol, bel ve bere gibi yerler için ribana. Kundak, ağız bezi, hafif örtü ve yazlık üst giyimde ise müslin.
Bunun ötesinde en belirleyici unsurun kumaşın türünden çok, o kumaşın hammaddesi (organik pamuk mu, konvansiyonel mi) ve hangi kimyasallarla işlendiği olduğunu hiçbir zaman unutmayın. En doğru örgü yöntemiyle üretilmiş bir kumaş bile, içeriğinde bebeğin cildine temas eden zararlı boyar madde ve kimyasal taşıyorsa, o teknik üstünlüğün hiçbir anlamı kalmaz.
Otuz yılı aşan üretim deneyimimde öğrendiğim en sade gerçek şu: Bir bebek giysisinde asıl mesele, kumaşın nasıl örüldüğünden önce, ipliğinin ne olduğudur. Süprem de, interlok da, ribana da; ancak güvenilir bir hammaddeyle birleştiğinde değer kazanır. Bizim için bir kumaşın ne kadar yumuşak ya da ne kadar nefes alabilir olduğu kadar, içinde ne olmadığı da önemlidir.
Bu yüzden bebeğin tenine doğrudan değen iç/ten katmanı ürünlerimizi GOTS sertifikalı organik pamuktan üretiyoruz; çünkü bu sertifika sadece pamuğun organik olarak yetiştirildiğini değil, örme, boyama ve konfeksiyon dahil tüm üretim sürecinin zararlı madde kısıtlarına uyduğunu da güvence altına alır.
Aynı titizliği, bebeğin gün boyu sarıldığı müslin ürünlerimizde de gösteriyoruz; çünkü ister bir zıbının kumaşı olsun ister bir kundak bezi, bebeğin teniyle buluşan her dokunun aynı güveni taşıması gerektiğine inanıyorum. En hassas dönem olan yenidoğan grubu için ise bunu bir adım öteye taşıdık: Clean&Safe ürünlerimizde bebeğin cildine değen iç yüzeyde hiçbir boyar madde kullanmıyoruz. Bu yaklaşımı, uzun bir süreç sonunda patent ile tescillediğimiz bir üretim anlayışıyla koruyoruz.
Umarım bu yazıdan sonra elinize bir bebek tulumu aldığınızda, hem onu nasıl örüldüğünü hem de hangi malzemeden yapıldığını birlikte değerlendirebileceksiniz.
Bebeğinizle birlikte sevgiyle ve sağlıkla kalın 💛
Mukadder Özden, Anne ve Tekstil Mühendisi
Bu yazılarımızı da okuyabilirsiniz
Bebek zıbınları genellikle süprem olurken, body’lerin çoğu interlok kumaştan üretilir. Bunun nedeni, ten katmanına değen ürünlerde çoğunlukla elastansız bir esneklik ve dengeli bir sıcaklık istenmesidir. Giysilerin (genellikle dış giyimler, tulumlar gibi) yaka, kol ağzı ve bel gibi esnemesi gereken bölümlerinde ise ribana kumaş kullanılır.
En belirgin fark kalınlık ve yüzey görünümüdür. Süprem tek katlı, ince ve hafif bir kumaştır; ön ve arka yüzü birbirinden farklı görünür. İnterlok ise çift katlı, biraz daha kalın ve daha stabil bir kumaştır; her iki yüzü de aynı ve pürüzsüzdür. Süprem yazlık ve hafif giyim için, interlok ise daha sıcak tutması gereken giysiler için daha uygundur. Ama yıkama sürecinde de süprem daha dengesiz, interlok daha kararlı olması ile ayrışır.
Ribananın enine esnekliği çok yüksektir ve esnedikten sonra eski formuna kolayca geri döner. Bu özellik, bebeğin başının ve elinin rahatça geçebilmesi için bölgenin esnemesini, sonra da toparlanıp giysiyi yerinde tutmasını sağlar. Bu yüzden yaka, kol ağzı ve bel gibi noktalarda ribana tercih edilir.
Terletmeme konusunda kumaşın türü kadar inceliği ve hammaddesi de belirleyicidir. Genel olarak ince ve hava geçirgen süprem, sıcak havalarda teri yüzeye taşıyıp uzaklaştırmada başarılıdır. Müslin de gevşek dokuması sayesinde havayı kolayca geçirir ve serin tutar. Ancak hangi kumaş olursa olsun, doğal lif olan pamuğun nem emme kapasitesi sentetik liflere göre çok daha yüksektir; bu yüzden bebeğin terlememesi için en güvenilir tercih, ince ve organik pamuklu bir kumaştır.

Müslin, süprem ya da interlok gibi bir örme kumaş değil, seyrek ve gevşek bir düz dokumadır. Bu yüzden onu örme üçlüsüyle aynı kategoride değerlendirmek yerine, farklı bir kullanım için var olan akrabaları gibi düşünmek daha doğrudur. Müslin genellikle en az iki kat dokunur. Bu nedenle bebek ürünlerinde çoğunlukla iki, bazen de dört kat olarak kullanılır ve kundak, ağız bezi, hafif battaniye ile yazlık giyimde tercih edilir. Kaliteli müslin de genellikle organik pamuktan üretilir.
Bu ürünlerde amaç çoğunlukla bebeğin ısısını dengede tutmaktır, bu yüzden tek katlı ince kumaşlar yerine daha dolgun ve sıcak tutan yapılar tercih edilir. Serin mevsim tulumlarında çift katlı interlok ya da iki kat örme kumaş arasına hacim katılmış yapılar yaygındır. Uyku tulumu seçiminde kumaşın kalınlığı, bebeğin uyuduğu odanın sıcaklığıyla birlikte değerlendirilmelidir; bu dengeyi kuran TOG değeri konusunu ayrı bir yazımızda ayrıntılı anlattık.
İkisi farklı şeylerdir ve birbirini tamamlar. Kumaşın türü (süprem, interlok, ribana, müslin) giysinin nasıl davranacağını, yani inceliğini, esnekliğini ve sıcak tutmasını belirler. Organik olması ise giysinin içinde ne olduğunu, yani bebeğin cildine zararlı kimyasal değip değmeyeceğini belirler. En doğru seçim, ihtiyaca uygun kumaş türünü güvenilir ve sertifikalı bir hammaddeyle bir arada sunan üründür.
Elastan, giysiye esneklik ve geri toplama özelliği kazandıran, petrol türevi sentetik bir liftir; bir kusur değil, belirli ürünlerde işe yarayan bir katkıdır. Ancak yenidoğan ve bebeklerin tenine doğrudan değen iç giyimde, yani ten katmanında, sentetik bir lifin cilde sürekli temas etmesini tercih etmeyiz. Bu yüzden biz Ozmoz’da yenidoğan ürünlerini büyük çoğunlukla %100 organik pamuk interlok kumaştan üretiyoruz; esnekliği zaten interloğun kendi yapısından gelir, elastana ihtiyaç kalmaz. Küçük çocuk ve çocuk giysilerinde ise hareket serbestliği için az oranda elastan bulunabilir, ama ten katmanında sentetik kullanmamak bizim bebek sağlığı için tercihimizdir.
Bir bebek giysisinin hangi örme kumaştan üretildiğini, uzman olmadan, sadece birkaç basit kontrolle büyük ölçüde anlayabilirsiniz. İşte adım adım yapabilecekleriniz: