Bir tekstil mühendisi olarak fabrika bantlarını yönetirsiniz; bir anne olarak da bebeğinizin tenine değen her kumaşı sorgulamaya başlarsınız.
Bu iki bakış açısını aynı anda taşımak, bebek giysileri hakkında çoğu insanın göremediği şeyleri görmenizi sağlıyor. Ben de bu yazıda 41 yıllık deneyimden süzülenleri, bir sohbet gibi paylaşmak istiyorum.

Tekstil mühendisliği eğitimimizin ardından 1985 yılında sektöre ilk adımımı attım.
Eşimle birlikte yaşadığımız bu yolculukta tam 41 yıl geçmiş. Dile kolay…
Bu yıllar içinde bir ürünün fikirden başlayıp mağazaya ulaşana kadar geçtiği bütün süreçlerin içinde yer aldım. Bir giysinin yalnızca nasıl göründüğünü değil, nasıl üretildiğini de öğrendim.
İplikleri, kumaşları, boyaları, kalıpları, üretim bantlarını, kalite kontrollerini… Özetle giysilerin nasıl göründüğünden, sevkiyatına kadar olan her aşamayı yönettim.
Tabii ki her gün güneşli değildi.
Gerçekten emek verilmiş bir üretimin nasıl mutluluk doğurduğunu çokça yaşadım; ama güzel duran bir ürünün arkasında bazen ne kadar özensiz süreçler olabileceğini de gördüm.
İkimiz de işimizi zorluklarına rağmen severek yaptık ve halen de yapmaya devam ediyoruz.
Çocukluğumdan beri, giysiler benim için sadece vücudu örten bir kumaş değil, bir mutluluk kaynağı. Bu nedenle giysi tasarlamayı hep bir sorumluluk alanı gibi gördüm.
Hele de konu bebekler ve çocuklar olduğunda…
Bu uzun yolda bizim de bir bebeğimiz oldu.
Bir bebeğin cildinin ne kadar hassas olduğunu kitaplardan değil, yaşayarak öğrendik. Gün içinde saatlerce onun tenine değen ürünün hangi kumaştan yapıldığı, nasıl boyaların kullanıldığı, ne tür işlemlerden geçtiği çok daha gerçek bir mesele haline geldi.
Şanslıydım ki, bebeğimin tenine değen tüm body’lerini organik kumaşlardan kendim diktim. Çünkü o yıllarda bu tür ürünlere ulaşmak hiç kolay değildi, aslında yoktu. (İhracat için imal ettiğimiz kumaşlardan kullandım, biraz kendime torpil yaptığımı itiraf etmeliyim😊)
Bu nedenlerle, blog yazılarımızda aktardığımız bilgilerin önemli kısmı sadece okuduklarımızdan veya araştırdıklarımızdan değil, yıllar içinde üretimin içinde yaşayarak, deneyim kazanarak ve bunları anne-baba açısından düşünerek öğrendiklerimizden oluşuyor.
Sanırım bu anlattığım sebepler bilinç altımıza işlemişti, birçok arkadaşımız daha hızlı tüketilen ve daha kolay satılan ürünlere yönelirken biz kendi markamız için daha zor olanı seçtik: Bebek ve çocuk giysileri.
Çünkü bu alanda mesele yalnızca tasarım yapmak değil; güvenli ürünler sunabilmekti.
Ozmoz’un hikâyesi böyle başladı.
Kendi çocuklarımıza giydirmek istediğimiz, içimize sinen ürünleri üretme isteğiyle…
Her zaman gösterişli değil ama iyi hissettiren,
Modası hızlı geçmeyen,
Yumuşaklığı ve rahat kalıpları kadar, üretim süreciyle de güven veren ürünler sunmak istedik.
Bu yüzden de, üretimde kullandığımız kumaştan dikiş ipliğine, baskısından düğmesine kadar her ayrıntıyı önemsedik. Özellikle bebekler için neredeyse tamamen sertifikalı organik üretimi tercih ettik.
GOTS bu yolda her zaman temel yol göstericimiz oldu. Çünkü bir ürünün yalnızca son halinin değil, bütün yolculuğunun temiz/güvenilir olması gerektiğine inanıyoruz.

Madem sohbet ediyoruz; size biraz da organik üretim yolculuğumdan bahsetmek istiyorum.
1995 yılında İzmir’de, sadece organik pamuktan hazır giyim ürünleri üreten büyük bir ihracat firmasında yöneticilik yapmaya başladım. Avrupa ve ABD’ye üretim gerçekleştiriyorduk.
Ancak konu çok yeni olduğu için bugün bildiğimiz dünya çapındaki sertifikasyon sistemleri henüz yoktu. Organik denetimleri Hollanda merkezli SKAL Institute ve onun da İzmir’deki şubesi tarafından yapılıyordu. (Çünkü Türkiye Avrupa’nın hemen hemen ilk organik pamuk üretim noktası idi)
Böylece Türkiye’deki ilk organik tekstil üretim ve ihracat çalışmalarının içinde yer alma fırsatı buldum. Ve organik üretimle bağım o yıllarda başladı.
Aradan yıllar geçti. Farklı firmalarda yöneticilik yaptıktan sonra kendi şirketimi kurdum (Simurg Tasarım Tekstil, Ozmoz'un üreticisidir) ve 5 yıl danışmanlık yaptıkan sonra, 2011 yılında yeniden üretim ve ihracata başladım. O günlerde sermayemiz çok kısıtlıydı ama içimize sinen bir üretim yapmak istiyorsak organik sertifikasyondan vazgeçmememiz gerektiğini biliyordum.

Bu yüzden ilk günden beri kesintisiz şekilde GOTS sertifikalı üretim yapıyoruz. Bugün de hâlâ dünyanın farklı ülkelerine sertifikalı çeşitli organik ürünler geliştiriyor ve üretiyoruz.
Kısacası; organik üretim hakkında paylaştığımız bilgiler bizim için yalnızca bir pazarlama dili değil, yaklaşık 30 yıla yayılan gerçek bir üretim deneyiminin parçası.
Deneyim kazanarak…
Yıllar içinde hem yurtdışına çok çeşitli bebek ve çocuk giysileri imal ederken şunu daha iyi anladık:
Bebek ve çocuk ürünlerinde kalite çoğu zaman görünmeyen detaylarda saklıydı.
Bir dikişin hassasiyetinde,
bir kumaşın nefes alabilir olmasında,
bir boyanın içeriğinde veya düğmenin doğal olmasında,
bir kalıbın baldır payının tam olmasında,
veya bir paketin hijyeninde…
Biz de Ozmoz’da kendi ürünlerimizi geliştirip üretirken, giyen çocukların mutlu olduğu, “çıkartmak istemeyeceği” giysiler üretmeyi hedef edindik.
Başlangıçta özellikle Avrupa/dünya pazarına yönelik çalışmamız sonucu, Ozmoz kısa süre içinde Fransa, Almanya, BAE, Kazakistan gibi çok farklı ülkelerde ailelerle buluşmaya başladı.

Bir küçük anı; Danimarka’nın en bilinen hazır giyim fuarı CIFF’de fuara katılan yüzlerce firma içinden defileye davet edilen 20-25 firma arasına seçilmek de unutulmaz bir deneyimdi.
Ayrıca önde gelen tahmini ve pazar içgörüleri üreten WGSN trend raporlarında Ozmoz örnek ürünler arasında defalarca yer aldı. Bir tanesindeki “Türkiye’den Ozmoz” cümlesini gördüğümde gözümden yaşlar dökülmüştü.

Ancak yeni bir marka olarak, 1.5 yıllık pandemi önemli bir dönüm noktası oldu. Avrupa’daki butiklerin çoğunun kapanması ve yurtdışı fuarların etkinliğini kaybetmesi ile pazarın yönü değişti. Biz de İstanbul IFCO fuarı ile Türkiye, Akdeniz ve Türk Cumhuriyetleri pazarlarına yöneldik.
Ozmoz.shop sitemiz de 2023’den itibaren etkin şekilde faaliyete geçti.
Bugün de Türkiye’nin yanısıra Lübnan, Mısır, BAE, Kuveyt, Suudi Arabistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Gürcistan, Rusya gibi pazarlara Ozmoz ürünleri ulaşıyor.
Markamızda yurtiçi-yurtdışı ayrımı yok; Kırklareli’ndeki bir minik bebeğimize hangi ürün gidiyor ise, Lübnan’daki veya Dubai’deki bir bebeğe de aynı ürün gönderiliyor.
Ozmoz’da güzel ve kaliteli ürünler geliştirip imalatını yaparken, bir yandan da yenidoğanlar için özel bir grup hazırlama ihtiyacını hep hissediyorduk.
Eşimle birlikte (kendisinin Doktora sahibi bir Tekstil mühendisi olması da fayda sağlıyor tabii) detaylı araştırmalar sonucunda, bu ürünler için organik üretimin bir basamak üzerine nasıl çıkabileceğimizi belirledik. Temel fikrimiz organik üretim süreci üstüne, o ürünün bebeğe veya ebeveyne ulaşana kadar korunmasının da çok önemli olduğu idi.
Bir de üzerine temizlik ve kimyasal yük konusu vardı. Hedefimiz bebeğin cildine temas eden yüzeydeki kimyasal yükü mümkünse sıfırlamak gibi zor bir noktaya ulaşmaktı. Hem ürün metodolojisi hem de prosesler üzerinde uzun süren çalışmalar yaptık. Sonunda Clean&Safe® metodumuzu geliştirmeyi başardık.
Tabii ki bu yeterli olmadı, patent mücadelemiz de 5 yıl sürdü😊 Bu süreci üstlenen eşim, “- İki kez doktora yapmış gibi hissediyorum.” diyordu. TPE (Yeni adı ile TÜRKPATENT) uzmanlarının karşımıza çıkardığı Dünya patentlerine karşı özgünlük savunmalarımız neredeyse bir kitap olur sanırım. Ama sonunda, ülkemizde bebek (veya normal) giysi üretimi için metot ve ürün olarak ilk patenti almış olduk.

Clean&Safe neden önemli? Yenidoğan bebekler bizce hayatın en savunmasız aşamasındalar. Hele ki prematüre bebeklerimiz. Onlar için öyle ürünler sunmalıydık ki, her birisi bir anne şefkati ve temizliği ile onları sarmalıydı. Sanıyorum bunu başardık ve inanın bu mesleki başarı herhangi bir maddi kazanç ile tarif edilebilecek bir şey değil.
Çünkü bize göre bebekler için güven, yalnızca sözle olacak bir şey değil; her aşamada hissedilen bir detay olmalı.
Bugün Ozmoz’da hâlâ ilk günkü bakış açısıyla çalışıyoruz.
Daha yavaş ama daha özenli üretmeye,
Daha az ama daha doğrusunu tüketmeye,
Özünde çocuklarımız için daha temiz bir iz bırakmaya çalışıyoruz.
Her ürünümüzün arkasında yılların üretim deneyimi, titiz bir ekip, araştırma ve samimi bir sorumluluk hissi var.

Ve belki de Ozmoz’u gerçekten Ozmoz yapan şey tam olarak bu.
Bu yazıda sizlerle Ozmoz’un kuruluş geçmişini ve marka felsefesini paylaşmak istedim. Umarım size de ilham ve fikir verecek bir sohbet olmuştur.
Sevdikleriniz ve her şeyden kıymetli çocuklarınız ile birlikte, sağlıkla kalın.
Mukadder Özden, anne ve tekstil mühendisi.
Temel fark üretim sürecinde başlar. Organik bebek giysilerinde kullanılan pamuk, pestisit ve suni gübre kullanılmadan yetiştirilir. Bunun ötesinde, boyama ve terbiye işlemlerinde de zararlı (ağır, riskli) kimyasallar kullanılmaz. Normal bir bebek giysisinde ise bu kısıtlamalar zorunlu değildir, üretici dilediği şekilde imalatı yapar. Özet; "doğal malzemeden" yapılmış bir ürün, organik üretilmiş olmak zorunda değildir.
GOTS (Global Organic Textile Standard), tekstilde en kapsamlı organik sertifikasyon sistemidir. Yalnızca hammaddeyi değil, elyaftan son ürüne kadar tüm üretim zincirini denetler. Bir üründe GOTS logosu görürseniz, o ürünün yalnızca organik pamuktan değil, her aşaması denetlenen güvenli bir üretim sürecinden geçtiğinden de emin olabilirsiniz.
Clean&Safe®, Ozmoz'un geliştirip patent aldığı bir üretim metodolojisidir. Organik üretimin bir adım ötesine geçerek, ürünün bebeğe ulaşana kadar kimyasal yükten arındırılmış ve korunmuş şekilde kalmasını hedefler. Özetle; organik üretim "ne ile yapıldığını" güvence altına alırken, Clean&Safe® "nasıl temizlenip korunduğunu" da güvence altına alır.
Kumaşın içeriğine, sertifikasına ve üretici firmanın şeffaflığına bakın. "Organik" veya "doğal" ibareleri tek başına yeterli değildir. Bu iddiaların arkasında bağımsız bir sertifikasyon olması gerekir. Bunun yanında kalıp ve dikiş kalitesi de önemlidir: bebek cildine sürtünen her dikiş, her etiket bir detaydır. Gösterişli değil ama iyi hissettiren ürünleri tercih edin.
Organik tarım hareketi 1980'lerin sonunda Avrupa'da ivme kazanmış, 1991'de AB organik tarım yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Ancak küresel bir standart yoktu. Her ülke kendi kriterlerini uygulardı. (Benim yönettiğim firma da o yıllarda Hollanda merkezli SKAL Biocontrole denetimleriyle çalışırdı.) 2002'deki Intercot Konferansı'nda sektör temsilcileri (OTA-ABD, IVN-Almanya, Soil Assoc-İngiltere, JOCA-Japonya) ortak bir uluslararası standart ihtiyacını belirtti ve 2006'da GOTS kuruldu. 2008'de GOTS logosu kamuoyuna tanıtıldı. Bugün hammaddeden son ürüne tüm üretim zincirini denetleyen GOTS, organik tekstilde dünya standardı olmayı sürdürüyor.
İngiltere merkezli WGSN, moda ve tasarım sektörüne yönelik dünyanın önde gelen trend tahmin ve pazar içgörüsü platformlarından biridir. Markalar, tasarımcılar ve üreticiler önümüzdeki sezonların renklerini, silüetlerini ve tüketici eğilimlerini WGSN analizleri doğrultusunda belirler. Çok pahalı bir abonelik ile çalışan WGSN kataloglarında yer almak, o ürünün sektörün en seçkin gözlemcileri tarafından dönemin trendi olarak değerlendirildiğinin göstergesidir. Ozmoz, nadir bir Türk markası olarak bu firmanın raporlarında defalarca ürünleri ile yer almıştır.
Ozmoz Clean&Safe ürünleri nedir?
Sertifikalı Organik Pamuk Nedir? Neden Önemlidir?
Bebeğim için neden organik giysileri seçmeliyim?
Bebeğinizin giysileri Gerçekten Organik mi?