Okuma süresi
Bebeğim Neden Ağlıyor? Anneler Kriz Anında Nasıl Sakin Kalabilir?

Bebeğim Neden Ağlıyor? Anneler Kriz Anında Nasıl Sakin Kalabilir?

Yeni Doğan Bebeğin Ağlaması Ne Anlama Gelir?

Merhaba sevgili anneler, babalar;

Odayı dolduran o ani, keskin ağlama sesini duyar duymaz içinizin cız ettiğini, kalbinizin hızlandığını, aradan yıllar geçse de gayet iyi biliyorum. Hele bir de gecenin bir yarısıysa, evdeki herkes uyurken siz sırayla bebeğinizi kucağınıza alıp "Nesi var? Neden susmuyor?" diye çaresizce odada tur atıyor olabilirsiniz... Yalnız değilsiniz, hepimiz o yollardan geçtik.

Bebekler dünya ile yeni karşılaştıkları bu ilk dönemde bize "Anne, canım yanıyor" ya da "Baba, çok sıcak oldu" diyemedikleri için bildikleri tek iletişim aracına sarılıyorlar: Ağlamak.

Dünyaca ünlü Mayo Clinic'in güncel verilerine göre, yeni doğan bir bebeğin günde 1 ila 4 saat arasında ağlaması tamamen normal kabul ediliyor. Evet, doğru okudunuz; 4 saate kadar! Bu nedenle ağlama krizleri sizin bir başarısızlığınız değil. Bebeğiniz size öfkelenmiyor ya da siz yetersiz bir ebeveyn değilsiniz. O sadece bildiği tek yolla dünyayla bağ kurmaya, derdini anlatmaya çalışıyor.

Gelin, anneler olarak kriz anında nasıl sakin kalabiliriz sorusunun yanıtlarına bakalım. Paniğe kapılmadan bebeğinizin anlatmak istediğini anlamanıza yardımcı olacak ipuçlarını birlikte inceleyelim.

"Neden Ağlıyor?" Bebeğin Dilinden Anlamak

Zamanla siz de fark edeceksiniz ki bebeğinizin her ağlamasında ses rengi ve tonu farklıdır. Uzmanlar bebeklerin ihtiyaçlarına göre ağlama seslerinin değişebileceğini vurguluyor. Örneğin, acı çeken bir bebeğin çığlığı daha tiz ve panik halindedir. Aç bir bebek ise, uyandıktan hemen sonra ritmik bir şekilde ağlamaya başlar ve beslenmesi çok gecikirse bu ses hızla öfkeli bir çığlığa dönüşebilir.

Peki, minik mucizeniz ağlarken aslında ne anlatmaya çalışıyor olabilir?

Yenidoğan bebeğinizin ağlaması bir sıkıntısını anlatma isteğidir.
Yenidoğan bebeğinizin ağlaması bir sıkıntısını anlatma isteğidir.

"Karnım çok acıktı!"

Yeni doğanların neredeyse günün tamamında, birkaç saatte bir beslenmesi gerekir. Ağlaması ise aslında açlık belirtilerinin en son evresidir. Bebeğiniz ağlamadan önce ellerini ağzına götürüyor veya dudaklarını şapırdatıyorsa size "Anneciğim acıkıyorum, sinyalleri kaçırma" diyor.

"Sadece emmek istiyorum"

Bebekler için emmek sadece karnını doyurmak anlamına gelmez; aynı zamanda en önemli sakinleşme ve güven kaynağıdır. Karnı tok olsa bile emme arzusuyla ağlayabilir. Onu sürekli göğsünüzde tutmak yerine; emzirme düzeni oturduktan sonra emzikten de destek alabilirsiniz. AAP gibi güncel tıbbi kaynaklar, bebek yaklaşık 1 aylık olduktan, yani doğru şekilde meme emmeyi öğrendikten sonra emzik kullanımını onaylıyor. Üstelik Mayo Clinic ve AAP araştırmaları, “zamanı geldiğinde” ve özellikle uyku saatlerinde emzik kullanımının, Ani Bebek Ölümü Sendromu (SIDS) riskini ciddi oranda azalttığını göstermiş. Çünkü, emziğin uyku sırasında solunum yolunun açık kalmasına yardımcı olduğuna dair güçlü bulgular elde edilmiş.

"Beni kucağına al, kokunu özledim"

Bebeğiniz dünyayı güvensiz bulduğunda göğsünüze yaslanmak, kalp ritminizi duymak ister. Ona sarılın, sırtını hafifçe sıvazlayın. Uzmanlar da şefkatle büyüyen çocukların bu sevgiden dolayı şımarmayacağını üstüne basarak söylüyor. Bu yüzden "kucağa alışır" diyenlere kulaklarınızı tıkayıp, bebeğinize bol bol sarılmaya çalışın.

"Çok yoruldum ama uyuyamıyorum"

Yeni doğanlar günde 16 saatten fazla uyuyabilirler. Uyanıkken fazlaca yorulan bebekler huysuzlaşır. Dış etkenler nedeniyle uykuya dalamadıkça daha çok ağlarlar, ağladıkça uykuları kaçar. Tam bir kısır döngü! Böyle anlarda siz sakin olun, o da dinginleşecektir. Panik yapmadan, aşırı hareketler ve sallamalardan kaçınarak, sıcak ve yumuşak ses tonuyla onunla konuşmak uykuya geçişini kolaylaştıracaktır.

"Altım ıslak ve canım acıyor"

Bir diğer önemli konu. Kirli veya ıslak bir bez, en sessiz bebeği bile huzursuz/mutsuz eder. Kirli bezin uzun süre bebeğin üzerinde kalması temel ağlama sebeplerinden birisidir. Bu durum ayrıca pişik gibi uzun süreli cilt rahatsızlıklarına da yol abileceği için; altını sık sık kontrol etmek bu ağlamanın en kolay çözümüdür.

"Burası çok kalabalık, bunaldım!"

Yukarıda kısaca değinmiştik. Etraftaki yüksek sesler, parlak ışıklar veya elden ele gezmek onun minik beynini tahmininizden fazla yorar. Böyle durumlarda hemen daha loş ve sessiz bir odaya götürün. Beyaz gürültü (white noise) dediğimiz, yavaş çalışan fön makinesi, bir pervane sesi ya da yumuşak bir tonda ve bir fısıldama şeklinde tekrarlayacağınız “pış pış sesi” sakinleşmesine çok yardım edecektir. Youtube uygulamasında da çeşitli “beyaz gürültü” videoları bulabilirsiniz.

Dunstan’ın Bebek Dili: Ağlamanın Gizli Şifreleri

Bu yazıyı hazırlarken, Avustralyalı müzisyen Priscilla Dunstan’ın tüm dünyada kabul gören önemli bir çalışması karşıma çıktı: Dunstan Bebek Dili. Bu araştırmaya göre bebekler, ağlamaya başlamadan hemen önce refleks olarak 5 temel ses çıkarıyorlar. Eğer ona kulak kabartırsanız krizleri büyümeden çözebilirsiniz.

Ben size bu sesleri günlük Türkçemize uygun olarak yazdım. Parantez içinde de Dunstan’ın orijinal İngilizce yazımlarını koyuyorum, detaylı bilgi aramak isterseniz onları da kullanabilirsiniz.

Ağlamanın başlangıç seslerini yakalarsanız, sebebine dair ipucu bulabilirsiniz.
Ağlamanın başlangıç seslerini yakalarsanız, sebebine dair ipucu bulabilirsiniz.
  • "Neh" Sesi (Neh): Dilin damağa değmesiyle üretilir. Emme refleksinden kaynaklanır. Bebeğin "Açım!" deme şeklidir. Bu sesi duyduğunuzda hemen bebeğinizi beslemeye başlayabilirsiniz.
  • "Auh" Sesi (Owh): Yorgun bir bebeğin esnemesi ile birleşen bir ağlamada, özellikle ilk “Auh” sesi uzunca olur. "Uykum var!" demektir. Bu işareti aldığınızda ortamı hazırlayıp uykuya dalması için ona yardımcı olun.
  • "Heh" Sesi (Heh): “Karnım aç” ağlamasından farklı olarak, belirgin H tonu ile başlar. Çoğunlukla fiziki bir rahatsızlığı gösterir. Yani "Altım ıslak" veya "Terledim / Üşüdüm", “Giysimin sentetik etiketi batıyor”, “Kolum/bacağım sıkıştı” gibi, ona rahatsızlık veren bir durumu işaret eder. Hemen altını, giysilerini veya pozisyonunu kontrol edin, rahatsızlık sebebini bulmaya çalışın.
  • "Eeyh" Sesi (Eairh): Alt karından gelen, sıkışarak gırtlaktan çıkan keskin bir sestir. "Bağırsaklarımda gazım var, canım yanıyor" mesajını verir. Genelde bacaklarını göğsüne doğru çekme ya da aşağı doğru itme hareketi eşlik eder; ağlaması yırtınırcasına bir hal alabilir. Karnına yavaş hareketlerle masaj yapın, ya da bir avcunuz ile karnına hafifçe bastırıp, sırtını ovalayabilirsiniz.
  • "Eh" Sesi (Eh): Göğüsten yukarı doğru itilen kısa ve kesik bir sestir. "Gazımı çıkar, geğirmek istiyorum" anlamına gelir. Ağlaması kesik kesik, tekrarlı şekilde yükselebilir. Onu hemen göğsünüze dayayın, başı omzunuzun üzerindeyken, avcunuzla narince sırtını sıvazlayabilir, pat-pat yapabilirsiniz.

Bu sesler ağlamanın başında daha kolay yakalanır; eğer gecikilirse feryat etmeye başlayacağı için, ayrım yapmak güçleşir. Eğer ağlamanın hangi tür olduğunu hemen anlayamadıysanız, sesin sonuna değil başlangıç kısmındaki kök sese odaklanın. “N” mi? yoksa “H” mi? veya “E” mi? “Au” mı?

Bu seslerin ayrımını öğrenmek ve pratik yapmak isterseniz, sizin için bulduğum bir YouTube video linki yazımızın altında, kaynaklar bölümünde mevcut.

Bebeğin Tenine Dokunmak: Kıyafet ve Isı Dengesi

Bir anne, tekstil mühendisi ve bebek giysileri üreticisi olarak, bu maddeye ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bebekler bazen de sadece doğru giyinmedikleri için ağlarlar.

Mayo Clinic ve pek çok uzman, bebekleri mevsime göre kendimizle aynı sayıda katmanda giydirmemizi; tepkilerini ve vücut sıcaklıklarını kontrol edip, gereğinde bir kat giysi eklemeyi ya da çıkarmayı öneriyor. (Katmanlı giydirme hakkında detay için Bebeğimi nasıl giydirmeliyim başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.)

Ancak en az katman sayısı kadar önemli olan diğer nokta da kumaşın kalitesi. Bebeğinizin cildi sizin yetişkin cildinizden çok daha ince ve geçirgen olduğu için; sentetik karışımlı veya yoğun kimyasal boyalı giysiler onun cildini kolayca tahriş edebilir. Bu tip kumaşlar nefes almaz, bebeği ya terletir ya da üşütür. Rahatsız olan bebek ise doğal olarak ağlar. Bu yüzden özellikle yeni doğanlarda güvenilir, sertifikalı kumaştan yapılmış giysileri tercih etmek önemlidir.

Doğru kumaştan giysiler, bebeğinizi mutlu ve huzurlu tutacaktır.
Doğru kumaştan giysiler, bebeğinizi mutlu ve huzurlu tutacaktır.

İşte bu yüzden Ozmoz gibi sorumlu markalar yenidoğan ve bebek koleksiyonlarında genelde GOTS sertifikalı organik pamuk kullanır. Olabildiğince kimyasaldan uzak, nefes alan, yumuşacık bir kumaş, bebeğinize adeta "ikinci bir ten" konforu sunar. Böylece, onun sağlığının yanında uykusuna; dolayısıyla gelişimine ve sükunetine de katkı sağlar. Mayo gibi suyla temas eden durumlarda ise, Oeko-tex onaylı suni ve sentetik kumaşlar tercih edilmiş olmalıdır.

Biz, organik’ten bir adım ileri gitmek mümkün mü? diye eşimle beraber çok düşündük. Ve Clean&Safe grubumuz için yola çıktık. Vardığımız noktada; bu ürünlerimizde bebeğin tenine temas eden yüzeyde hiç boyarmadde olmamasını, ürünün steril ortamda kimyasal kullanılmadan yıkanıp paketlenmesini ve güvenilir bir ambalajda size ulaşmasını sağlıyoruz.

Son Söz

Sevgili dostlar, yıllar önce bu deneyimleri yaşamış bir anne olarak, aklınızda kalmasını dilediğim önemli bir hatırlatma yapayım: Bebeğinizin mükemmel anne-babaya ihtiyacı yok; yanında olduğunu hissettiren, şefkatli ve birlikte mutlu olan ebeveynlere ihtiyacı var.

Lütfen, bebeğiniz ağladığı anda kendinizi suçlamayın veya öfkelenmeyin. Derin bir nefes alın, bu yazıdaki bilgilerle onu anlamaya ve sorunun çözümüne odaklanın. Bu günlerin kısa zamanda geçeceğini ve geriye tatlı anılar kalacağını sakın unutmayın.

Biz de Ozmoz ailesi olarak bu tatlı ama bir o kadar da yorucu yolculukta yükünüzü biraz olsun hafifletebilmek, kriz anlarını en aza indirmenize yardımcı olmak için çalışıyoruz. Tasarımdan ütü-pakete kadar her bir departmanı anneler tarafından yönetilen bir marka olarak; kalıp bilgisayarında çizdiğimiz her bir çizgide, seçtiğimiz her bir kumaşta annelerin bebeğine duyduğu sevgiyi ve özeni dikkate alıyoruz. Bu nedenle GOTS sertifikalı en saf organik pamuk kumaşları kullanıyoruz. Bu titizliği zirveye çıkartan; Türkiye’de ve Dünya’da tek olan, patentli Ozmoz Clean&Safe ürünlerimizi de aynı özen ile geliştirdik.

Bebek giysilerinin sadece bir eşya olmadığını; ona sağladığınız bir şefkat kalkanı olduğunu iyi biliyoruz. Siz minik mucizenize sıkıca sarılın, onun hassas tenini koruma işini biz sevgiyle hallederiz.

Kriz anlarının hızla sükunete ulaştığı, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Mukadder Özden, Anne ve Tekstil Mühendisi.

 

Bu Yazılarımızı da Okuyabilirsiniz:

Bebeğinizin konforu, uyku düzeni ve sağlığı hakkında hazırladığımız diğer rehber içeriklerimize de göz atmayı unutmayın:

 

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Bebeğimin ağlaması ne zaman azalır?

Bebekler genellikle yaşamlarının ilk iki ayında en yoğun şekilde ağlarlar. 2 ila 4. aylardan itibaren dış dünyaya adapte oldukça ve iletişim becerileri geliştikçe ağlama süreleri belirgin şekilde azalır.

Bebeğim saatlerce durmadan ağlıyor, bu Kolik olabilir mi?

Eğer bebeğiniz haftada en az 3 gün, günde 3 saatten fazla ve bu durum en az 3 hafta boyunca sürüyorsa bu durum "kolik" (gaz sancısı krizi) olarak adlandırılabilir. Genellikle doğumdan birkaç hafta sonra görülebilir ve 3-4 aylıkken kendiliğinden geçer. Bu süreçte öneriler için mutlaka çocuk doktorunuzla görüşmelisiniz.

Ağlayan bebeği kucağa almak onu şımartır mı?

Kesinlikle hayır. Yeni doğan bebeklerin "şımarma" algısı yoktur, sadece "güven" ihtiyaçları vardır. Ağladığında hızlıca yanıt vermek, onun dünyayı güvenli bir yer olarak kodlamasını sağlar ve uzun vadede daha özgüvenli bireyler olmalarına da yardımcı olur.

Ne zaman doktora başvurmalıyım?

Bebeğinizin ağlaması alışılmışın dışındaysa, ateşi yükselmişse, ağlamaya kusma veya ishal eşlik ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden çocuk doktorunuza başvurmalısınız. Bu konu ile ilgili önemli bir yazımız da “Bebek ve Küçük Çocuklarda Hastalıkların sessiz İşaretleri”, okumanız farkındalığınızı çok artıracaktır.

Bebeğime kaçıncı aydan itibaren emzik verebilirim?

Bebeğinize emzik vermek için doğumdan sonra en az 3-4 hafta beklemek ve emzirme/emme düzeninin tam oturduğundan emin olmak gerekir. Anne memesini kavrama yetisi gelişmeden bebeğe emzik verilmesi, meme reddine yol açabilir. Emzik birinci aydan sonra özellikle uyku saatlerinde güvenle kullanılabilir.

İşte size ağlama halinde acil durum rehberi. Paniğe gerek yok!
İşte size ağlama halinde acil durum rehberi. Paniğe gerek yok!

Adım Adım Ağlayan Bebeği Sakinleştirme Rehberi. Nasıl Yapılır?

Aşağıdaki adımları, buzdolabının üzerine asabileceğiniz ve kriz anında referans olacak bir acil durum planı gibi düşünebilirsiniz:

Gereçler: Temiz bir bez, mümkünse organik ince bir battaniye, beyaz gürültü kaynağı ve en önemlisi sevginiz.

Süre: 15-20 dakika

Adım 1: Temel İhtiyaç Kontrolü Yapın

İlk olarak en büyük iki sebebi kontrol edin: Bebeğiniz en son ne zaman beslendi? Altı temiz mi? Gerekirse bezini değiştirin ve emzirmeyi/beslemeyi deneyin.

Adım 2: Ortam Isısını ve Kıyafetlerini İnceleyin

Ensesine veya göğsüne dokunun. Nemliyse terlemiştir, soğuksa üşümüştür. Mayo clinic önerisine uygun olarak, üzerindeki kıyafet katmanını ayarlayın. Kıyafetlerin etiketlerinin bebeğe batmadığından ve kumaşın yumuşak, tercihan organik pamuk olmasına dikkat edin.

Adım 3: Güvenli Yarım Kundak Yapın

Bazı bebekler kollarının boşlukta istemsizce hareket etmesinden (Moro refleksi) korkup ağlayabilirler. Geleneklerimizde zaten kundak var, ayrıca Mayo Clinic de yazılarında bebeklerin ince bir örtü veya battaniyeyle sıkıca sarıldığında (kundaklandığında) kendilerini anne karnındaki gibi güvende hissettiklerini belirtiyor. Ancak “kalça çıkığı riskine” karşı kundağın alt kısmının gevşek, kolların ise tatlı bir sıkılıkta olmasına dikkat edilmeli. Bebeğinizin yüzünü kapatmamaya da özen gösterin. Kundak örtüsünün de mevsime göre değişik kalınlıkta, ama genel olarak pamuklu (Organik daha iyidir) nefes alan bir kumaş olmasını tercih edin. (Doğru kundak tekniği için doktorunuza danışın).

Adım 4: Ritim ve Hareketi Kullanın

Bebeğinizi göğsünüze yaslayın, sırtını ritmik ve hafif hareketlerle pat patlayın. Kucağınızda veya göğüs/omuz bölgenizde tutarak hafifçe sallantılarla evde yürüyün. Biraz büyümüşse pusetine koyup evde gezdirin veya beyaz gürültü sesi açın ya da “pış pış sesi” verin.

Adım 5: Oksijen Maskesini Önce Kendinize Takın!

Bu maddeyi en sona bıraktım, çünkü bu en önemli adım aklınızda kalsın istedim. Eğer her şeyi yaptıysanız ve bebeğiniz hala ağlıyorsa, sizin stresinizi ve kalp ritminizi hissediyor olabilir. Uzmanların çok değerli bir tavsiyesi var: Bebeğinizi güvenli yatağına (beşiğine) bırakın, odadan çıkın ve kendinize 5-10 dakikalık bir mola verin. Derin nefes alın, bir bardak su için. İnanın, siz sakinleşince bebeğinizin dinginleşmesi de çok daha kolay olacaktır.

 

Not: Bu yazı anneler için genel bilgi amaçlıdır.  Yazı için faydalanılan kaynaklar ve linkleri aşağıda verilmiştir. Tıbbi bir tavsiye yerine geçmez. Her annenin ve bebeğin ihtiyacı farklıdır; size özgü detay bilgi gereksiniminizde sağlık profesyonelinize veya doktorunuza danışmanızı öneririz.

Detaylı bilgi için kaynaklar

Youtube videosu: Dunstan Bebek Ağlama Dili Videosu

 

 

Paylaş: